Ölmek Kolay İş
Özgür Gökmen
og@pyromedia.org
An Easy Thing
Paco Ignacio Taibo II
Kilmarnock ve Londra: Friction Books, 2005. ISBN 0954950712, 246 sayfa.
Muertos Incómodos (Falta lo que Falta)
Subcomandante Marcos ve Paco Ignacio Taibo II
México, D.F.: Joaquín Mortiz, 2005. ISBN 9682710057, 235 sayfa.
Roman, hakikatin
kendisi gibi, hepimizin bildiği ve hepimizin başına gelen tarih gibi,
durulmak ya da kendini izah etmek arzusu olmaksızın dans eden ve bir
yerden ötekine sıçrayan parantezler, gizli tehlikeler, dönencelerle
doludur.
--Paco Ignacio Taibo II
Héctor Belascoarán Shayne'i tanıyor musunuz? Baba tarafından Bask, anne
tarafından İrlandalı. ABD'den yüksek lisanslı bir mühendis. Daha
doğrusu, eski mühendis. Zira 1970'lerin başında dolgun bir maaşı, iyi
bir evi, bir de eşi varken, zor olsa da, sezgisel olarak kendini
huzursuz eden bu hayatı, bildiği tek hayatı, geride bırakmış. Özel,
kendi tabiriyle, bağımsız dedektif olarak yeni bir hayata başlamış. Hem
de böyle bir mesleğin daha önce hiç işitilmediği, fakat her şeyin
mümkün kabul edildiği bir ülkede. Meksika'da. Nadir bir şahsiyet,
anlayacağınız. Babası İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçilerin safında
savaşmış. Erkek kardeşi sosyalist bir sendikacı. Ofisini bir tesisatçı,
bir döşemeci ve kanalizasyon uzmanı genç bir mühendisle paylaşıyor. İyi
bir plak koleksiyonu var. Sigaraya ve gazoza düşkün. Tanıştığımızda
sene 1977'ydi. Belascoarán Shayne Mexico City kadar parçalanmıştı. Terk
ettiği orta sınıf hayatı hafızasında henüz çok tazeydi. Gönlü
yaralıydı, atkuyruklu sevgilisi kendinden uzakta, Avrupa'daydı.
Annesini yeni kaybetmişti. Hükümetin gazoz fiyatlarına sürekli yaptığı
zamdan şikâyetçiydi. Yalnızlıktan mustaripti. Ve sadece 31 yaşındaydı.
Polisiye severler, Meksikalı eylemci, tarihçi ve yazar Paco Ignacio
Taibo II'nin meşhur kahramanından bahsettiğimi anlamış olmalı.
Türkiyeli okur, kendisiyle tanışma fırsatını 2000'li yılların başında
yakaladı. Fakat Belascoarán Shayne polisiyeleri ne yazık ki kronolojik
olarak çevrilmedi Türkçeye. Altı kitaplık dizinin önce üçüncüsü
yayımlandı. 1980'lerin başında geçen
Mutlu
Son Yoktur'da (Everest, 2002) Belascoarán Shayne tek gözünü
hâlihazırda kaybetmişti. Sağlam kalan gözü ülkesindeki siyasi
pisliklerin faillerinin peşinde koşarken iyice kararmıştı ve bu durum
hayatına mal olacaktı. Bunu dizinin ikinci kitabı izledi.
Havada Bulut (Agora Kitaplığı,
2003), Belascoarán Shayne'i delik deşik olmuş bedenine yağmur yağarken
terk eden okuru şaşırtmış olmalı. Gerçi insan dizinin dördüncü
kitabında da şaşırmadan edemiyor. Aynı
Şehre Dönüş (Everest, 2005), tek
cümlelik bir özdeyişle başlar: "Her diriliş seni daha da yalnız
kılacak." Ve Belascoarán Shayne biricik aşkına sorar: "Kaç defa
öldün?.. Ben öldüm. Birçok kez." Bu diriliş için Taibo II'nin bir özrü
yoktur, ama kısaca bir açıklama yapar. Belascoarán Shayne'i hayata
döndüren büyünün, Meksika'nın dirilişlerle dolu kültürel geleneğinin
bir parçası olduğunu söyler. Belascoarán Shayne, 1980'lerin sonuna
doğru dirilmiş, kendisini Cardenas muhalefetini bastırmaya çalışan
Kurumsal Devrimci Parti adamlarının, arkeoloji kaçakçılarının, CIA
ajanlarının içinde bulmuştur. Daha doğrusu, Nikaragua'da çevrilecek pis
bir iş için, Meksika'da uyuşturucu karşılığında silah takası yapacak,
vaktiyle Che Guevara'nın ellerini kesmiş olduğu söylenen bir ajanın
peşinde!
An Easy Thing (Kolay İş),
gözünü budaktan sakınmayan, sosyalizan, bir miktar müstehzi, hayli
nihilist ve aşırı derecede kaderci kahramanımızın ilk macerası. Dizinin
diğer kitapları gibi bir özdeyişle başlıyor. Mayakovski'den. "Bu
hayatta, ölmek kolay iş. Yaşamak çok daha zordur."
An Easy Thing'de tarih Şubat
1977'dir. Belascoarán Shayne aynı anda üç iş teklifini birden kabul
eder. Eski porno, yeni pembe dizi yıldızı bir aktris, başı dertte olan
kızı için kiralar dedektifimizi. Genç kız annesine derdini
anlatmamaktadır. Grev tehdidi altındaki bir firmanın patronu, fabrikada
ölü bulunan eşcinsel bir mühendis vakasıyla gelir. Patron, Meksika
polisinin cinayeti kolayca grev hazırlığındaki sendikaya ihale
edebileceğini açıkça kabul etmekte, fakat her nedense gerçek failin
bulunmasını istemektedir. 50'li yaşlarda bir Meksikalı ise kendisine
bir hikâyeyle gelir. Tarih kitaplarına göre 1919'da, Chinameca'daki bir
plantasyonda ölümle son bulan, buna rağmen toplumsal hafıza
sicillerinde devam etmiş bir hikâye... Müşterisi, Meksika Devrimi'nin
efsanevi lideri Emiliano Zapata'nın hayatta olduğunu düşünmekte,
Belascoarán Shayne'den artık 97 yaşında olması gereken Zapata'yı
bulmasını istemektedir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, annelerinin ölümüyle
üç kardeşe babalarından kalma bir vasiyet olduğu ortaya çıkar.
Belascoarán Shayne, babasının her zaman evin bahçesinde gazete okurken
gördükleri, sakin ve huzurlu adam olmadığını büyük bir şaşkınlıkla
öğrenecektir. Üstelik vasiyet, işçi sınıfı adına İspanya'daki rejimle
savaşan sendikalara ödenmesi gereken bir borçla ilgili yeni bir vaka
daha yıkacaktır dedektifimizin omuzlarına.
Taibo II, dedektifimizin çözmeye çalıştığı vakalar çerçevesinde, her
zaman yaptığını yapıyor ve bize kurumları artık iyice yozlaşmış Meksika
Devrimi'nin 20. yüzyıl sonundaki sıra dışı hikâyesini anlatıyor.
Sıradan insanların, işçilerin, seyyar satıcıların, lokanta işleten
kadınların; daha kalburüstü olanların, bir aktrisin, kendisini geceleri
radyodan insanlara umut dağıtmaya adamış bir dj'in, mühendislerin
hayatlarına giriyor, Mexico City sokaklarında dolaşıyorsunuz. Bununla
da kalmıyor. Güney Amerika'daki özgürlük mücadelesini, 2. Dünya
Savaşı'ndaki direnişi, hayatlarını İspanya'daki faşistlerle savaşmaya
adamış insanların hikâyelerini okuyorsunuz. Kısa sürede Türkçeye de
çevrilmesini umalım
An Easy Thing, 1977'de
yayımlanmış
Cosa facil'in
1990'da yapılmış İngilizce çevirisi. 2005 baskısının iki özelliği var:
Bu Britanya'da yayımlanan ilk Taibo II romanı. Taibo II'nin diğer tüm
İngilizce çevirileri ABD'de yayımlanmıştı. Fakat daha ilginci, kitabın
yayıncısı. Friction Books, Britanya'da muhteşem George olarak anılan
Respect milletvekili solcu George Galloway'in
The Daily Telegraph'a, kendi
tabiriyle burjuvaziye, açtığı tazminat davasından kazanılmış parayla
finanse edilen bir yayınevi.
An Easy
Thing ilk kitapları. Sırada diğer Taibo II'ler var. Bunların en
çok merak uyandıranı, yakında Türkiye'de de yayımlanacak olan
Muertos Incómodos (Münasebetsiz
Ölüm). Altıncı Belascoarán Shayne polisiyesinin de bir özelliği var.
Kitap çift imzalı. Hikâyenin ana kahramanlarından biri El Sup. Yani
kitabın fikir babası ve ilk yazarı, adını Zapatista ayaklanmasıyla
duyduğumuz Subcomandante Marcos'un ta kendisi! Zapatistalar adına on
yılı aşkın bir süredir yayımlanan bildiriler, kendi imzasını taşıyan
geleneksel hikâyeler ve çocuk kitapları sayesinde, Subcomandante'nin
edebi mahareti hakkında kayda değer bir bilgimiz vardı zaten.
Taibo II, 1994'teki ayaklanmanın ilk günlerinde Zapatistaları,
"Zümrüdüanka diriliyor" diye selamlamıştı:
Ülke 1994'e bir ayaklanmayla giriyor ve
isyankârlar haricinde hiç kimse ne olduğunu anlamıyor. Kendilerine
Zapatista diyorlar. Tarih kendini tekrar eder. Meksika'da her zaman
tekrar eder. Taş devrinden kalma Marksistler tarihin kendini fars
olarak tekrar ettiğini tekrarlamaktan asla usanmazlar ama bunun
meseleyle bir alakası yok. Tarih kendini öç almak için tekrar eder.
Meksika'da geçmiş seyahat eder, sürer, aramızda dolanır. Zapata temel
imgedir: inatçılık, kısa süren fakat satılmamış bir rüya. [...] San
Cristóbal'ı aldıklarında, Zapatistalar belediye arşivini, mali
kayıtları, tapu senetlerini yaktılar. Tarihi arşivin yöneticisi onlarla
pazarlık yaptı: "Arşivi yakmayacaksınız. Oradaki evrak bu şehrin
kökeninin tarihini anlatıyor. 17. yüzyıl köylü isyanlarının ve Tzeltal
ayaklanmasının tarihi var orada." Zapatista heyeti toplandı. Sadece
arşivi yakmaktan vazgeçmediler, başına bir de nöbetçi diktiler. (Taibo
1994)
Taibo II, bundan tam on yıl sonra aldığı bir mektubun kendisi çok
şaşırttığını anlatacaktır. Mektup Subcomandante Marcos'tandır ve
kendisine ortak bir polisiye yazmayı teklif etmektedir. Bu tarihi
fırsatı geri çevirmez Taibo II. Marcos'un yazdığı ilk bölüm geçen sene
Aralık ayının başında
La Jornada'da
yayımlandı. Taibo II sonraki hafta sonu ikinci bölümü yazdı ve devamı
geldi. Anlatılan siyasi iktidarın suiistimalidir. Aksi lakaplı
Zapatista dedektifi Elias Contreras ile belki de gelmiş geçmiş en
politik dedektif Belascoarán Shayne'in yolları, namlı mücrim Morales'in
peşinde Mexico City'de kesişecektir.
İspanyolca bilip Türkçe çeviriyi bekleyemeyecek kadar sabırsız olanlar
için geçtiğimiz bahar yayımlanan kitabı satın almak şart değil.
Polisiyemizin güzel resimlerle bezenmiş 12 kısım tekmiline birden
tefrika edildiği
La Jornada'nın
Web sitesinden erişilebilir.
http://www.jornada.unam.mx/incomodo/incomodo.php
Gene bir an evvel Türkçeye çevrilmesini umarak Belascoarán Shayne
dizisinin beşinci kitabının adını da verelim:
Suenos de frontera (1990);
İngilizce çevirisi,
Frontera Dreams
(2002). Polisiye düşkünlerine, Güney Amerika ve toplumsal mücadeleler
tarihi meraklılarına ve ders olsun diye, edebi bir tür olarak
polisiyeyi hakir görenlere de bir tavsiyem olacak. Geçen sene
yayımlanmış bir araştırma: Küba'da ve Meksika'da Polisiye Roman (Braham
2004). Héctor Belascoarán Shayne, daha önce de araştırmalara konu
olmuştu. Ama bu kitabın içinde kendisine ayrılmış koca bir bölüm var.
İyi okumalar.
PIT II ile kısa (mutlu) bir konuşma
Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Harfleri biraraya getirmeyi ilk öğrendiğimde, mantığımı kullanmaya
başladığım ilk an. O zamandan bu yana yazmak benim alınyazım oldu. On
bir yaşında bir dergi yayımlama yolunda ilerliyordum, on üçünde ilk
kısa hikayemi yazdım. On beş yaşımdan beri gazeteciyim, beşimden beri
meraklı bir okur ve ilk romanımı 20 yaşımda tamamlamayı becerdim,
bereket versin hiçbir zaman yayımlanmadı. Bu saplantının, kendisi de
bir yazar olan büyük amcam ve dünyadaki en iyi mesleğin ip cambazlığı
ya da itfaiyecilik değil (bunlar şüphesiz en iyi ikinciler), yazarlık
olduğunu düşünen gazeteci, romancı ve eleştirmen babam Paco Ignacio
Taibo tarafından beslenen aile geleneğinin bir parçası olduğunu
zannederim. Ben beş yaşımdayken babam çalıştığı gazeteden eve gece
yarısı döner, gidip yatmak yerine yemek masanının üstüne gazete ve
havlu serip üstüne de Olivetti daktilosunu kordu. Sonra da evdekileri
uyandırmamak için olabildiğince az ses çıkararak romanını yazardı.
Şafak sökene dek yazardı. Sessizce yataktan kaçar, masanın altına
kıvrılırdım. Babamın tanıklık etmemi gerektiren çok önemli bir iş
yaptığından emindim. Hayatımın ilk yıllarında bir Olivetti'nin
ninnileriyle uyudum.
Ne tür bir teknik, nasıl bir program
izliyorsunuz? Size ilham veren, kötü ruhları kovan bir tılsımınız var
mı?
Gün boyu, her saatte yazarım. Müzikle çalışmaya meylim var -- ne kadar
ritmik olursa, o kadar iyi. Richard Wagner ve Carlos Santana örneğin.
Tek tılsımın iş değiştirmek. Doymak bilmez bir yazarım. Hemen şu an üç
romana başlamış olabilirim, diğer üçünün notlarla taslağı
çıkarılmıştır, 1920'lerin Meksikalı anarşistleri üzerine tarihsel bir
makale, bir de çizgi-roman senaryosu. Birinden diğerine geçerim. Bir
projede bir yere varamadığımı anladığım an onu terkeder, bir diğerine
başlarım. Tıkandığım anlar vardır, o an geldiğinde karşı koymam,
seyahat ederim ve kendimi orda burda amme yararına projelere yardım
etmeye adarım.
Héctor Belascoarán Shayne ile ilk
karşılaşmanız nasıl gerçekleşti? Fiziksel görünümünü ve entelektüel
niteliklerini neye borçlu?
Héctor Belascoarán Shayne eleme sonucu doğdu ve fiziksel görünümünü
çeşitli şeylere borçlu. Köksüz, orta sınıfın bir mültecisi, çılgınca
meraklı, inatçı, yoldaşı Meksikalılara karşı mizahi duygularla yüklü ve
bir parça melankolik. Aslında, fiziki görünümünü 15 yıl öncesinin
modasını takip eden antropolog bir arkadaşıma, Sergio Perello'ya
borçlu. Belascoarán Shayne 15 yıl geriden gelerek Belascoarán Shayne
oldu. Romanlar boyunca aldığı yara berelerin de fiziksel görünümünü
belirlediğini eklemeliyim: kaybedilmiş bir göz, hafif bir aksaklık,
kemiklerini gıcırdatan rutubetin dehşeti.
Karakteri Sherlock Holmes'dan sıkılan
Arthur Conan Doyle, daha sonra okurlarlarının ricasıyla diriltmek
üzere, bir seferinde onu öldürdü. Belascoarán Shayne de Aynı
Şehre Dönüş
romanınızda yeniden
dirilmişe benziyor. Sizi kontrol mu ediyor, yoksa tam tersi mi geçerli?
Birbirimizi kontrol ediyoruz. Onu ben öldürmedim, dramatik mantık,
olayların gelişimi öldürdü. Sonra okurlar protesto ettiler. Destanın
bitmediğine karar verdim ve onu hayata döndürdüm. Beyaz büyü!
Belascoarán Shayne ve Phillip Marlowe
arasındaki nasıl bir ilişki var? Farkları ne?
Farklar yalnız kahramanın, yabancının yapısında: tek başına yaşama
kabiliyeti, (Marlowe'da) arkadaşlara, (Belascoarán Shayne'de) belirli
saplantılara bağlılık. Raymond Chandler'in karakteri rasyonel bir tarih
içinde hareket ediyor, benimkiyse Kafkaesk ve yozlaşmış, kaotik bir
atmosferle çevrili: Mexico City.
Yaygın popülerliğinizi neye
borçlusunuz?
Alışılmamışlığa... Sanırım Meksikalı okur romanlarımda kırık bir ayna,
onları ahl\^aki olmayan hakikate teslim olmamaya davet eden bir teklif
buluyor.
Polisiye roman neden bu denli çekici?
Maceranın cazibesi, bilinmeyenin erdemleri, şehirleri ve eski gizemleri
çözmeye yönelik inanılmaz bir kabiliyet, kısıtlı koşullarda varolan bir
dizi karakter yüzünden. İyi roman iyidir, polisiye bir olay örgüsü
varsa daha da iyidir...
Sizden önce, Meksika'da polisiye
roman Chandler, Dashiell Hammett ve Ernest Hemingway'in kirli
gerçekçiliğine bağlı değildi. Nasıl oldu? Bu yeni rabıtanın sebebi ne?
Aslında ben kelimenin en kötü, anlatıcıların anladığı manasıyla Chester
Himes ve Jim Thomson'ın çirkin--kirli--kahrolası gerçekçiliğine
bağlıyım. Buna kara mizah ve ahlaki konularda Kafkavari bir bükülme
ekledim. Benimle aynı yıllarda yazan ve edebiyatı yıkıcı bir ifsat
olarak gören bir anlatıcılar kuşağına aidiyet duyuyorum: Mánuel Vazquez
Montalbán, Jerome Charyn, J. P. Manchette, Jean Francois Villar, Juna
Carlos Martelli, Alberto Sperati, Per Wahloo, Robert Littell, Martin
Cruz--Smith; benzeri bir biçimde, kurgusal olmayan tanıklıklar kaleme
alan çağdaş bir yazarlar akımına: Rodolfo Walsh, Miguel Bonasso, Joseph
Wambaugh ve Guillermo Thorndyke.
[...]
Meksika yozlaşmanın şiddetinden
adaletin yokolduğu bir ülke. Sizin milli polisiye edebiyatınızın ana
teması bu mu?
Evet, fikir bu. Suç, sistemin bir parçasını teşkil ediyor ve ona
mantıksal ve tutarlı bir biçimde eklemlenmiş. Bu yüzden, çözüm de suçun
bir parçası. Polisin, tüm yeraltı örgütlerden, Mafya'dan ve bir dizi
marjinal çılgından daha fazla ölüme yol açtığı bir şehirde yaşıyorum.
Luis Gonzales de Alba, 1968'deki Tlatelolco hareketinin öğrenci lideri,
iki caddenin kesiştiği bir kavşakta, hiçbir zaman bir tramvay hattının
bulunmadığı bir yerde ve şehrin öte tarafında binlerce kişiye
konuşurken, bir tramvayı yaktığı için saçma bir şekilde dört yıl hapse
mahküm edildi. Meşhur deyişi, elbette ona borçluyuz: "Polis her zaman
suçlanmalıdır."
Ilan Stavans, “A brief (happy) talk
with Paco Ignacio Taibo II”, The
Literary Review 38, no. 1 (1994), s. 34-37'den
Çeviren: Özgür Gökmen
Kaynaklar
Taibo II, Paco Ignacio. 1994. "Images of Chiapas: Zapatista! The
Phoenix Rises",
The Nation
258, no. 12.
Braham, Persphone. 2004.
Crimes
Against the State Crimes Against Persons: Detective Fiction in Cuba and Mexico. Minneapolis: University of
Minnesota Press, 200 sayfa.